34 "ansiklopedik bilgi" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)
"ansiklopedik bilgi" etiketi kullanan diğer içerikler resimler
,
videolarÖkse otugiller (Viscaceae) familyasından, ağaçların üzerinde yarı
asalak yaşayan çeşitli bitkilere, özellikle de Viscum album’a verilen
ad. Ökse otu, köke benzer yapılarını uzatarak ağaçların gövdesine
tutunur ve bu ağaçların ürettiği besinle beslenir. Tutunduğu ağaçların
topraktan emdikleri suyu alarak, bulundukları dalları zayıflatır ve
kuruturlar. Yapışkan, jölemsi bir kabukla kaplı olan tohumlar, kuşlarla
taşınır ve böylelikle çevreye dağılırlar. Avrupa ve Amerika’da farklı
türleri vardır.
(1884 Gönen - 1920 İstanbul) Türk öykü yazarı. Çağdaş Türk
öykücülüğünün öncülerindendir. Öğrenimine Gönen’de başlayan Ömer
Seyfettin, Ayancık’ta ve annesiyle birlikte geldiği İstanbul’da
Aksaray’daki Mekteb-i Osmaniyeye devam etti. Eyüp’teki Baytar
Rüşdiyesini bitirip, Kuleli Askerî İdadîsine yazıldı. Bir süre sonra da
Edirne Askerî İdadîsine geçerek öğrenimini burada tamamladı. 1903-1910
tarihleri arasında İzmir’de teğmen, daha sonra üsteğmen olarak
Rumeli’de görev yaptı. Askerlikten ayrılıp Selânik’e gitti ve Genç
Kalemler Dergisi’nde yazmaya başladı. Balkan Savaşı’nda tekrar subay
olarak orduya döndü. Yunan güçlerinin elinde bir yıl kadar esir kaldı.
Esareti sırasında da öykü yazmaya devam ederek bunları Halka Doğru,
Türk Yurdu ve Zakâ dergilerinde yayımladı. İstanbul’a dönünce ordudan
ikinci kez ayrılıp, ölümüne kadar Kabataş Lisesinde edebiyat
öğretmenliği yaptı.
Servetifünun Edebiyatı’nın ağdalı Arapça ve
Farsça kavramlarla yüklü diline karşılık, hikâyelerinde arı Türkçeyi
kullanan Ömer Seyfettin, bu konuda yeni bir akımın öncüsü oldu. Genç
Kalemler dergisinde yayımladığı ilk hikâyeleriyle ün kazanmaya başladı.
Öykülerinin konusu genellikle toplumsal yaşamdı. Öykülerinde doğal
Türkçenin yanı sıra millî uyanışa, Türk toplumunun özünü kuran yerli ve
gelenekçi unsurlara, tasvir ve yorumdan çok olaya, olayı doğuran
ilkelere önem verdi.
Ömer Seyfettin’e göre öykü ve romanda amaç, gelenekleri olduğu gibi
işlemek, olayları göründüğü gibi göstermek olmalıydı. Bazı öykülerinde
Balkan Savaşı’nın yanı sıra millî uyanışa, Türk toplumunun millî
özelliklerine değindi. Bulgar ayaklanmasında ve Balkan Savaşı’nda
çekilen acıları açık bir dille anlattı. Öykülerinde, halk deyimleri,
halk fıkra ve masalları geniş bir yer tuttu. Ömer Seyfettin,
öykülerinde, genellikle anıları, halk inançlarını, tarihî olayları ve
toplumun bozuk düzenini işledi. Seçtiği konular kendisinden önceki
yazarlarda çoğunlukla olduğu gibi yalnız İstanbul’da geçmedi, yurdun
her bucağında yaşayan insanlar ve yaşayışları bu öykülerde yer aldı.
Ömer Seyfettin’in dili yumuşak, anlatımı akıcı ve kolaydır. Genellikle
tarih ve toplum konularını işleyen yazılarında, düşünce ağır basar.
Bazı hikâyelerinde duygusal izlenimler ön plâna çıkar.
Başlıca yapıtları şunlardır:
Tarih Ezelî Bir Tekerrürdür (1910), Harem (1918), Efruz Bey (1919)
(1914 Kayseri - 1992 Ankara ) Türk şairi. Kayseri İlköğretmen Okulunu
bitirdi. İlkokul ve ortaokul öğretmenliği yaptı. Ulus gazetesinde ve
Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğünde çalıştı. İstanbul’da kimi
okullarda öğretmenlik yaptı. Çocuk edebiyatı dalında verdiği ürünlerle
tanındı.
Başlıca yapıtları şunlardır:
Şiirleri; Dağınık Deyişler (1963), Bir Çölde Kaybolan Su (1934),
Ergenekon’dan Doğan Güneş (1935), Tılsım (1947), çocuk şiirleri ve
masalları; Çocuk Şiirleri (1942), Çocuklara Sevgi Şiirleri (1945),
Sevgi Bahçesi (1963)
(1938 Kütahya - 1984 Amsterdam) Türk oyun yazarı. Kütahya Lisesini
bitirdi. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeofizik Bölümünde okurken
Almanya’ya gitti. Doğu ve Batı Berlin’de beş yıl epik tiyatro öğrenimi
yaptı. Yurda dönünce, halk oyuncuları topluluğuna katıldı. Ankara
Birlik Tiyatrosunu kurdu. Özel tiyatrolarda yönetmenlik yaptı.
Almanya’da kurduğu El Kapısı Tiyatrosunun çalışmalarını yönetirken kalp
krizinden öldü.
Oyunlarında toplumcu bir çizgi izledi. Sınıfsal
çözümlemelere ağırlık verdi. Toplumsal sorunları, tiyatro diliyle
aktarmada büyük başarı sağladı. Oyunları çeşitli kuruluşlarca
ödüllendirildi.
Başlıca yapıtları şunlardır:
Göç “Almanya Defteri”, Asiye Nasıl Kurtulur?, Oyun Nasıl Oynanmalı?,
Zengin Mutfağı, 1941, 1942′den İnsan Manzaraları, çocuk kitabı; Masalın
Aslı (1977,1989)
Kişilerin yaşama atılmadan, iş ve meslek kollarında çalışmaya
başlamadan önce, okul ya da okul niteliği taşıyan yerlerde, genel ve
özel bilgiler bakımından yetişmelerini sağlamak amacıyla, belli
yasalara göre düzenlenen eğitim.
Herhangi bir konuyu, düşünceyi, özdeyişi herkesin bildiği özlü sözlerle açıklama tekniği.
Örnek verme yoluyla bellekte canlandırma sağlanır, anlatılanların
kavranması kolaylaştırılır. Özellikle açıklama yazılarında çok
başvurulan bir yoldur. Örneklendirme, düşüncenin daha da
güçlendirilmesi için o durumla ilgili başka olaylardan söz edilmesidir.
Örneklendirme, anlatımın daha kolay yolla anlaşılmasını sağlar.
Örnek
Okuyamamış, cahil kalmış insanlar aslında doğdukları gibi büyümüş,
kendileri ve toplum için daha yararlı işler görecek biçime sokulamamış
kimselerdir. Oysa insanlar genç iken bir biçime sokulabilirler.
Yukarıdaki yazının son tümcesi örnekleme yapılarak aşağıdaki gibi düzenlenebilirdi.
Okuyamamış, cahil kalmış insanlar aslında doğdukları gibi büyümüş,
kendileri ve toplum için daha yararlı işler görecek biçime sokulamamış
kimselerdir. Oysa insanlar genç iken bir biçime sokulabilirler. Ağaç
yaş iken eğilir.
Çalışkan, üretmekten haz duyan kişiler önünde sonunda başarıya ulaşırlar. Çünkü işleyen demir ışıldar
(1928 Zara - 1980 Ankara) Türk yazarı. Ankara Üniversitesi İlâhiyat
Fakültesini bitirdikten sonra, Almanya’da dinler tarihî ve etnoloji
üzerine doktora yaptı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya
Fakültesinde etnoloji profesörü oldu. Yeditepe ile Varlık dergilerinde
öyküleri ve eleştirileri yayınlandı. Sahnelerimizde yazdığı iki oyunu
sahnelendi. Daha çok etnoloji alanında inceleme kitapları yayınladı.
Başlıca yapıtları şunlardır:
İncelemeleri - araştırmaları; Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli
Safhalarıyla İlgili Batıl İnançların ve Büyüsel İşlemlerin Etnolojik
Tetkiki (1966), Etnoloji Sözlüğü (1971), 100 Soruda İlkelerde Din,
Büyü, Sanat, Efsane (1971), Anadolu Folklorunda Ölüm (1971), Budunbilim
Terimleri Sözlüğü (1973), Türk Halkbilimi (1977), Geleneksel
Kültürümüzde Çocuk (1979), oyunları; Kurt (1964/65), Pirinçler
Yeşerecek (1969).
Orta kulakta bulunan ve çekice bağlanarak ses dalgalarını üzengiye ileten kemik.
Eklem bacaklılar (Arthropoda) şubesinin, örümceğimsigiller (Arachnida)
sınıfının, örümcekler (Araneida) takımındaki türlere verilen genel ad.
Göğüs-baş bölgesiyle karın bölgesi arasında dar bir bel kısmı vardır.
Üyeleri 6 çifttir.
Örümcekler zehir bezleri taşır. Türkiye’de insanları zehirleyen türlerine rastlanmamıştır.
Güney Amerika’da yaşayan bazı türlerinin zehirleri, bilinen en güçlü
zehir türüdür. Büyük örümceklerin zehri, tahminlerin aksine, daha az
güçlüdür. Küçük örümcekler daha tehlikelidir. Örümceklerin hepsi
yırtıcıdır. Başlıca besinlerini böcekler oluşturur. Ağ yaparlar ve bu
ağlara takılan böcekleri yerler.
Örümcekler ilke olarak kara hayvanlarıdır. Yalnız birkaç cinsi suda
yaşar. Dünyanın birçok bölgesine yayılmışlardır. Ülkemizde de çeşitli
türleri bulunur.
Bir yazarın kendi yaşamını anlattığı yazılar. Otobiyografi de denir.
Otobiyografi, Fransızca bir terimdir. Oto (kendi kendine) ve biyografi
(yaşam öyküsü) sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Amerikalı yazar
Jack London’ın Martin Eden adlı yapıtı otobiyografik bir yapıttır.
Biyografiden ayrı yanı, yazılış biçimindedir. Biyografi, tanınmış
kişilerin yaşam öyküsünün bir başkası tarafından yazılması biçiminde
ortaya çıkar. Otobiyografideyse yazarın kendi yaşam öyküsünü kendisinin
yazması söz konusudur. Birinci kişili bir anlatımın olması nedeniyle,
öz yaşam öyküsü, anıyla benzeşir. Öz yaşam öyküsünde de anıda da
yazarın içtenliği söz konusudur. Buna karşılık, öz yaşam öyküsünde,
anıda olduğu gibi yazarın dönemini yansıtma amacı yoktur. Öz yaşam
öyküleri, kişinin diğer insanlar tarafından bilinmeyen yönlerinin, ünlü
olduğu alan dışındaki yaşamının tanınmasını, geçmişinin -en doğru
kaynaktan- öğrenilmesini, hakkında söylenen ya da bilinenlerin bir kez
de bizzat kendisi tarafından aktarılmasını, alanındaki başarısını
nelere borçlu olduğunu ve nasıl kazandığını ifade etmesini sağlar.
Kişinin gelecek kuşaklar tarafından tanınmasına yardımcı olur. Alanının
önde gelen kişilerinin öz yaşam öykülerini yazmaları, onların diğer
insanlara olumlu örnek olması bakımından son derece önemlidir.
Çoğunlukla birinci tekil kişi anlatımı benimsenir. Özneldir. Anı ve
yaşantılara dayanır. Yazarın eklemek istediği belge ve fotoğraflarla
desteklenebilir.